| |
|
KOKPİT

Mahşerin İki Atlısı
 |
23.10.2008
Poyraz Savcı
|
 |
Singapur’a kadar şampiyon adayları dört kişiydi. Bu sayı Japonya’ya gelindiğinde üçe, Çin’de ise ikiye düştü. Aslında Japonya ve Çin’de iki değişmez aktör ön plandaydı: Lewis Hamilton ile Felipe Massa. Ve Brezilya’ya gidilirken yine bu ikili F1 gündeminin zirvesinde yer alıyor.
Japonya’da iki kişi 2008 F1 Dünya Şampiyonluğuna yaraşır bir mücadele ortaya koydu, ancak bunlar, pilotlar klasmanının zirvesinde unvan savaşı veren isimler değil, Fernando Alonso ile Robert Kubica’ydı. Hamilton Japonya’da, ünlü “Yarış ilk virajda kazanılmaz, ama kaybedilir” deyişini doğrularcasına, berbat bir performans sergiledi. Aslında “performans” yerine “hırs” demek daha doğru olacak. En yakın rakibinden 5 puan önde ve pole pozisyonunda yarışa başlayacaksın ve ilk viraj öncesi muhatabın bile olmayan Kimi Raikkonen’e geçileceksin ve de virajın ortalık yerinde en olmadık eyleme kalkışacaksın. Bunun adı “çaylak hırsı” değil de nedir acaba? Kontrollü olsa ve yarışı ikinci bitirse, en kötü olasılıkla puan farkını koruması işten bile değildi. Belki de müneccim yanı devreye girdi ve Massa ile girdiği mücadelede başına gelecekleri düşünerek, kendisine en uygun avantajın peşindeydi. Sonuçta Japon işi oyundan puansız ayrılırken, Massa bir son dakika FIA ikramıyla puan farkını beşe indirdi. Kısaca Japonya’nın özetini yapmak gerekirse; “Hamilton'ın hem söz dinlemeyen, hem de giderek asileşen karakter yapısı, son derece pragmatist davranması gereken bir yarışta işi çılgınlığa dönüştürmesinden tutun da, Massa'nın bugüne kadar görmediğimiz acımasız yönünü sergilemesi, hakemlerin yine bir garip kararla Sebastien Bourdais'yi cezalandırmaları ve tabii Fernando Alonso ile Renault'nun mükemmel stratejileriyle Singapur'dan sonra peş peşe bir zafer daha kazanması...”
Çin işi oyunun bence tartışılacak hiçbir yanı yok, aksine Hamilton’a şapka çıkartmak gerek. Sadece yarış performansı değil, Cuma serbest antrenmanlarından başlayan bir egemenlik söz konusuydu. Ve tabii mükemmel bir yarış sonucu puan farkı tekrar Japonya öncesine, yedi farka döndü. Patron Dennis’in uyarıları etkisini göstermiş olmalı ki, Şanghay’da Hamilton son derece disiplinli bir davranış sergiledi.
Hamilton’ın iki yıldır ortaya koyduğu performansta, F1’e adımını yarış kazanma gücü olan köklü bir takımın otomobilini kullanıyor olmasının çok büyük bir rolü var. Buna karşın Alonso, Kubica, Vettel ve çok daha önce Ayrton Senna, zirveyi zorlama şansı olmayan Minardi, BMW, Toro Rosso ve Toleman gibi paketlerde tecrübe kazandılar. Bu da onların çok daha komple pilotlar olarak karşımıza çıkarttı. Tabii Hamilton’ın öğrenme süreci devam edecek.
FIA Brezilya’da yine şapkadan tavşan çıkartır mı acaba?
Kaderin garip bir cilvesi, geçen yıl Brezilya’ya gelindiğinde Hamilton yine yedi puan öndeydi, ancak takipçisi Raikkonen’di. Bu kez fark yine aynı, isim farklı: Massa. Tabii geçen yıla göre çok önemli bir başka fark daha var ve o da Hamilton’ın takım arkadaşı, ciddi sürtüşme yaşadığı Alonso değil. Hamilton’a, geçen yıl özellikle kendi hataları sonucu kaybettiği şampiyonluğa ulaşabilmesi için, Brezilya’da kimin ne yaptığına bakmaksızın yarışı en azından bir beşincilikle bitirmesi yetiyor. Şimdi genç İngiliz bu sinir savaşını, üstelik Massa’nın binlerce fanatik vatandaşı önünde sakin bir sürüşle kazanabilecek mi, yoksa yine bir hata yapacak mı göreceğiz. Tabii motor sporlarının mekanik özelliği ve olası bir sorunla kaybetmesi de unutulmamalı. Ancak asıl önemlisi, FIA’nın bu yıl zirve yapan “komik cezalar” serisini Brezilya’da da sürdürüp sürdürmeyeceği önemli bir noktayı oluşturuyor.
Brezilya’da Hamilton’ın önünde aşılması gereken iki parametre var. Bunlardan birisi; Singapur öncesi ve Japonya’da Heikki Kovalainen’in başına gelen dayanıklılık sorununu yaşama olasılığı, diğeri ise Interlagos’un start düzlüğünden sonraki iki çok zor virajı. 20 otomobil birden soğuk frenler ve lastiklerle bu noktaya geliyor. Dolayısıyla pole pozisyonu kadar bu virajlardan hasarsız çıkmak da yarış sonucu için çok önemli. Bu arada McLaren’in Hamilton için çok özel olduğu belirtilen bir “Interlagos Paketi” hazırlamakta olduğu da unutulmamalı.
Kuşkusuz Brezilya denkleminde lastik seçiminin de yaşamsal rolü olacaktır. Ferrari ve McLaren otomobillerinde farklı lastik seçenekleri kullanıyor. Bridgestone’un Interlagos’a getireceği lastik hamurlarından yapılacak bu seçim sonucu bir takım mutlaka küçük bir avantaj yakalayacaktır. Temel olarak daha yumuşak olan hamur Ferrari’ye, daha sert hamur ise McLaren’e yarayacak. Sezon boyunca bunun örneklerini gördük. Ferrari kullandığı lastiklerle 20 tur ve üzerinde daha başarılı oluyor, dolayısıyla hızlı yarış koşullarında bu bir avantaj oluşturuyor. McLaren ise lastiklerini hızlı kullanıyor ve tek tur üzerinden yapılan hızlı turlarda çok daha başarılı sonuçlar alıyor. Son yapılan Çin GP’si ile Hockenheim’daki Almanya GP’sini kıyaslayan Ferrari Teknik Direktörü Stefano Domenicali, her iki yarışta da Hamilton’ın sürpriz şekilde çok bariz bir üstünlüğü olduğunu söylüyor ve her iki yarışta da McLaren’in lastik tercihlerinin birebir aynı (orta ve sert hamur) olduğunu vurguluyor. Ferrari ise bu yarışlarda farklı olarak seçimlerini bir kademe yumuşak hamurdan yana kullandı. Önümüzdeki hafta Brezilya’da geçen yılın aynı tercihleri, süper yumuşak ve yumuşak hamurlar kullanılabilir. Anımsanacağı gibi Ferrari bu tercihleriyle Interlagos’ta tartışmasız üstündü ve yarışı da duble yaparak kazanmıştı. Bridgestone bu yıl Interlagos’a getireceği lastikleri yumuşak ve orta hamur olarak açıkladı ve bu hamurlar da ibreyi McLaren’den yana çeviriyor.
Avustralya ve Macaristan’daki motor sorunu ile Singapur’daki benzin hortumu rezaleti olmasaydı Massa buralara gelmeden şampiyonluğunu ilan etmişti. Öte yandan, Spa’da yaşananlar olmasaydı Hamilton unvanına çoktan kavuşmuştu. Bu nedenle teyzemin sakalı olsaydı konusuna hiç girmemekte ve çok mücadeleci ve heyecanlı bir yarış olacağı öngörülen Brezilya GP’sini beklemekte yarar var. |
 |
 |
 |
| DİĞER YAZILARI |
|
|
|
|
|
 |
|
 |