Ana Sayfam Yap     RSS' e Kayıt Ol
 
  Türkiye'nin en iyi F1 Portaline Hoşgeldiniz!    Üye iseniz kendinizi sisteme tanıtın
 
 


07.09.2008 - 15:00

ÖZEL İÇERİK  
    Özel Röportaj

V. Maioli ile Singapur GP Üzerine
 
  Özel Dosya

Singapur GP’sinin Arkasındakiler
   
    Özel Dosya

F1 Lastikleri – Bölüm II
 
  Özel Dosya

F1 Lastikleri – Bölüm I
   
KOKPİT  
   

Poyraz Savcı

Ef İki, Mef İki...

 
  Orkun Özener

F2 mi? O da Nesi?
   
ANKET  
  Macaristan GP'sinde "Yarışın Adamı" sizce kimdi?

H. Kovalainen
T. Glock
K. Raikkonen
N. Piquet Jr
Bir başkası
 
 
   Sonuçlar
 
 
Birinci Sayfa  
Formula 1 Forumları  
Haberler  
Özel İçerik  
Yarış Sonuçları  
Puan Durumu  
Takımlar / Pilotlar  
2008 Sezonu  
Pistler  
Geçen Sezon  
F1 Sözlük  
Linkler  
Download  
Künye / İletişim  
GP2: İkinci Yarışta Zafer Conway'in Oldu  
GP2: Monako'da İlk Yarışı Senna Kazandı  
GP2: Olaylı 2. Yarışı Grosjean Kazandı  
GP2: İstanbul'da İlk Yarış Pantano’nun  
FORUMLARDAN
tosuncuk.
heikki kovalainen (...)
F1 Takımları
F1 Pilotları
Café PadokF1
Unutulmaz Anlar
Moto GP
KOKPİT

Hamilton ve "Çaylaklık"

23.06.2008

Poyraz Savcı


Alanya’da kırmızı ışıkta duran motosiklete çarpan araba... Ankara Kavaklıdere’de kırmızı ışıkta duran üç aracı parçalayan kamyon... Dolmabahçe trafik ışıklarında yeşili bekleyen otomobile arkadan çarpan otobüs... Bu tür haberlere Google’daki her aramanızda bol miktarda rastlamanız mümkün. “Abi kırmızıda durdum ve akabinde adam arkadan geldi küt diye bindirdi.” Buna benzer cümleleri çok az da olsa duydum. İstanbul’da bile kırmızı ışıkta durduğunuzda arkanızdan gelenler inatla korna çalarlardı. Bugün ise durum faklı. Yurtdışında bu tür kırmızı ışık kazalarının daha çok Amerika’da ve İtalya’da, özellikle de alkole bağlı kullanımlar sonucu meydana geldiğini duymuşuzdur. Bu arada, 11 Mayıs Pazar akşamüstü İstanbul Park’tan dönerken TEM Kavacık çıkışına geldiğimizde, sağımızdan müthiş bir hızla ve peşpeşe üç büyük cip geçti. Öndekini Jenson Button, ortadakini Nico Rosberg ve sondakini de Lewis Hamilton kullanıyordu. Bu ciplerin önünde Kavacık yönüne değil de köprüye doğru gittiğimize o an şükrederek sevinmiştim. Kanada GP’sindeki o acaip pit çıkışı kazasını izlerken nedense aklıma o gün geldi... Verilmiş sadakamız varmış.

Babasına özendi, Kimi’ye denk geldi

Anthony Hamilton'ın İngiltere’de yarım milyon Pound değerindeki bir kiralık Porsche ile yaptığı kazadan sadece 5 gün sonra, oğlu Lewis Kanada'da bir kazaya neden oluyordu. Ama bu kaza pek öyle sıkça rastlananlardan değildi. Sayısı az da olsa, pit alanında cebe giren ve çıkan otomobillerin çarpıştıklarına geçmişte tanık oldum, ama kırmızı ışıkta duran bir otomobile arkadan gelip çarpanı ilk kez görüyorum. Kural değişikliği öncesi sıralama turlarının son bölümü öncesi 10 otomobil pit çıkışındaki kırmızı ışıkta ardarda dizilirdi ve onca yarışta hiç böyle bir kaza anımsamıyorum.

Fransa GP’sini izlerken, Lewis Hamilton’ın geçen yıl yaşama fırsatını bulamadığı “çaylaklık” dönemini gecikmeli olarak bu yıl geçirdiğine inanmaya başladım. Fernando Alonso ile yaşadığı gergin ilişkiye, casusluk skandali sürecinin baskısına ve asıl önemlisi, kariyerinin daha başında şampiyonluğu son anda kaçırmasına karşın Formula 1’deki ilk yılını bundan çok daha olgun ve rahat bir tempoda geçirmişti. Lewis bu yıl tam aksine inanılmaz bir agresiflik içersinde ve bence bunun da nedeni stres altında sinirlerine hakim olamaması. Geçen yıl yapılan Monako GP’sinde takımı McLaren’in Alonso tercihine çok sert tepki vermiş, ancak sinirini bozmamıştı. Çin GP’sinde McLaren pit yönetiminin 1 tur gecikmeleri sonucu lastiklerinden ve tabii yarıştan olduğunda bile kontrolünü bu yıl olduğu kadar kaybetmemişti. Bence baba Hamilton’ın veya McLaren yöneticilerinin acilen bir terapist, ya da psikiyatr bulmalarında çok yarar olduğuna inanıyorum. Aslında ben bu yıl Hamilton’ın, rakip takımdaki Alonso ile her yarışta meydana gelebilecek bir tatsız durumda tepkisinin nasıl olacağını merak ediyor ve geçen yılki sinir eşiğine bakarak, soğukkanlılığını koruyabileceğini düşünüyordum. Ama Hamilton’ın bugünkü durumuna baktığımda, bu ikilinin sezonun kalan yarışlarında ciddi bir karşılaşmaya girmemelerini ümit ediyorum.

Sutil’in ahı tuttu herhalde

Son olarak, Montreal pit kazasıyla ilgili bir de “kadercilik” yaparsak, Montreal’deki pit kazasının çok öncesine, Monako GP’sine bir bakmak ve “alma garibin ahını, çıkar aheste aheste” deyişimizi anımsamak gerekir. Monako’daki yarışın son bölümünde, dördüncülüğü büyük ölçüde garantileyerek hem kendi kariyerinin, hem de takımının ilk puanlarını alacakken, Tünel çıkışında kontrolünü kaybeden Kimi Raikkonen’in arkadan çarpmasıyla tüm hayalleri yıkılan Adrian Sutil, Kanada’da farkında olmadan Raikkonen’in sonunu hazırlıyordu. Sutil mekanik bir sorun nedeniyle pist kenarında kalıyor, zorunlu olarak güvenlik aracı giriyor ve daha sonra da olanlar oluyordu.

Magny-Cours’da “Euro 2008” muhabbetleri

Alman RTL Televizyonunun kapsamlı Fransa GP’si yayınında, Almanya’nın Euro 2008’de yarı finale kalmış olması ve Mercedes-Benz ile BMW dışında Alman pilotların da çoğunlukta olmaları, yarış hafta sonu boyunca Padok’ta müthiş bir futbol muhabbetine neden oldu. RTL muhabirleri çevirdikleri her Alman pilota ve Mercedes-Benz ile BMW yöneticilerine Türkiye ile oynanacak yarı final maçını ve tabii final şanslarını sordular. Heidfeld, Vettel, Glock ve Rosberg Almanya’ya şans tanırken, Mercedes’ten Norbert Haug ile BMW’dan Mario Theissen oldukça temkinliydi. Patronlar, Türkiye’nin torbasından her an çıkabilecek bir tavşanı daha olabileceğini vurguluyorlardı.

Ancak, RTL yayınındaki en ilginç konuşmalar İspanyol Fernando Alonso ile İtalyan Jarno Trulli ile olanlardı. RTL Padok Muhabiri Kai Ebel önce Trulli’yi çevirdi ve çeyrek finaldeki İtalya-İspanya maçını sordu. Trulli önce İspanya’yı, sonra da Rusya’yı geçeceklerini söyledi ve Alman muhabire sırıtarak; “Finali de Türkiye ile oynarız” dedi. Ebel daha sonra yakaladığı Alonso’ya aynı soruyu sorduğuna da, soracağına da pişman oldu. Alonso İtalya’yı geçeceklerini, ama Rusya maçının zor olacağını düşündüğünü söyledi. Bunun üzerine Ebel; “Yani finalde bizim (Almanya) karşımızda olmanız zor mu diyorsun?” deyince Alonso; “Sen bir kere finale öyle kolay çıkacağınızı sanma, Türkiye ile oynayacaksınız. Türk futbolcuların gol atmayacaklarından ancak maç bitip, otobüslerine binince emin olabilirsin” yanıtını verdi.

Bir okur mektubu

RTL TV yayınından söz ederken, dün Fransa GP'sinden sonra Padokf1.com'a gelen bir mesaja, noktasına ve virgülüne dokunmadan aşağıda yer vermek istiyorum. Bu konuda mesaj sahibi (açık adı ve mail adresi bizde) ile iletişim kurmak isteyen yayıncı kuruluş yetkilisi veya sorumlusuna söz konusu mesajı iletebiliriz.

"Sevgili Padokf1 yetkilileri, en büyük organizasyon ve heyecan kavramı Formula 1 yarışını sunan anlatan CNNTÜRK yorumcusu spikerin uyutan ruhsuz heyecansız
ve berbat yorumu ile adeta katlettiği, üstüne adeta Ferrari reklamı yapan yanlı ve tutucu yorumları eklenince ne yazık ki yarışları artık seyretmek istemiyoruz. Şahsım ve 23 yarışsever dost adına sizden rica ediyoruz. Bu konu ile ilgili düzeltmenin yapılması için sizden yardım istiyoruz. Zira onca mail, faks, telefon ve hatta şahsen başvuru rağmen kurumun çalışanına uyan ruhsuz ve ilgisiz yapısı bizleri üzüyor. Seyirci tek faktördür, gerçektir, seyirciye saygı lütfen..."

DİĞER YAZILARI
Ef İki, Mef İki...

25.07.2008
Hamilton ve "Çaylaklık"

23.06.2008
Who Let The Dogs Out?

15.05.2008
 
Yeni Bir Dönem ve Yeni Sorunlar

23.03.2008
F1 Irkçılığın Neresinde

08.02.2008
Hindistan ve F1

24.01.2008
 

a <Young New Media> Creation   Powered by DirectIQ