| |
|
KOKPİT

Yeni Bir Dönem ve Yeni Sorunlar
 |
23.03.2008
Poyraz Savcı
|
 |
Formula 1’de 2008 sezonu geçen hafta Avustralya GP’si ile açıldı. Eğer çok sıcak bir havada ve kupkuru bir zeminde yapılan yarış bu şekilde bitiyorsa, yağmurlu (geçen yılki Fuji gibi bile değil) bir havada yapılacak ilk yarışta neler olabileceğini, sonucun ne olacağını tahmin bile etmek istemiyorum. Yarışa 22 otomobil başladı ve sadece 7’si damalı bayrağı görebildi. Yarışı izlerken kendi kendime; “Lada yarışsaydı kesin puan alırdı” diye düşündüm. Bu durumu büyük ölçüde yeni kurala, “çekiş ve kalkış kontrol” gibi pilotların geçen yıla kadar kullandığı elektronik gereçlerin yasaklanmasına bağlamak mümkün. Dikkat edilirse, Lewis Hamilton, Heikki Kovalainen, Nico Rosberg, Timo Glock gibi GP2 Serisinden gelen isimlerin diğerleri kadar zorlamadıkları gözlendi.
Sezon öncesi testlerin sansasyonel takımı Ferrari’nin Melbourne’da yaşadığı çifte sorun, İtalyan Takımının dayanıklılık sorununu henüz çözmediğini düşündürüyordu. Buna karşın, yine sezon öncesi yeni sezon otomobilinden memnun olmadığını söyleyen Nick Heidfeld’in müthiş bir performansla podyum ikincisi olması, BMW Sauber’i bu yıl dikkatle izlememiz gerektiğini düşündürdü. Nitekim bu trendi Malezya’da da sürdüren BMW Sauber, bu kez Polonyalı genç Robert Kubica ile yine podyumdaki aynı yere çıkmayı başardı. Sepang Pistinde bence “yarışın adamı” da Kubica oldu. Ferrari’nin de (Felipe Massa hariç) tam bir hafta sonra dönüşü son derece görkemliydi. Bu noktada durup, Ferrari’yi mercek altına almak istiyorum. Takımın üst yönetiminde yapılan son değişiklikler, İtalyanların çoğunluğa gelişi ve de özellikle Jean Todt’un görevinden alınması, silkinip kendine gelmemesi halinde 2009’da Massa’ya yol görüneceğini ve Başkan Luca di Montezemolo’nun iki yıldır kafasına koyduğu Fernando Alonso’nun Ferrari’ye geleceği haberlerini gerçeğe dönüştürebilir. Avustralya tamam, her iki F2008’in de motoru iflas etmişti. Ancak Malezya’da Raikkonen son derece rahat bir tempoda zafere ulaşırken, Massa’nın önemli pilotaj hatasının İtalyanların dikkatinden kaçtığını sanmıyorum.
Heikki Kovalainen Malezya’daki performansıyla geçen yılın hem yıldızı, hem de olay adamı Lewis Hamilton’a çok ciddi bir takım içi rakip olacağının mesajını verdi. Bakalım McLaren yönetimi ileride bunun bir sorun olmaması için neler yapacak...
Güvenlik Otomobili ve sıralama turları kurallarında sorun var
Avustralya’da yaşanan olaylar sonucu üç kez piste girmek zorunda kalan Güvenlik Otomobili, Honda’dan Rubens Barrichello’ya çok pahalıya mal oldu. Kural gereği; Güvenlik Otomobili piste girdiği anda pit alanı girişi kapanıyor. Barrichello’nun kuralı bilerek ihlal ettiğinden kuşkum yok, aksi takdirde yakıtı bitmiş bir durumda pistin bir noktasında kalacaktı. Melbourne’dan hemen sonra bu konu masaya yatırıldı ve sanırım FIA Teknik Delegesi Charlie Whiting’e ciddi düşüyor.
Malezya’da ise başka bir sorun ortaya çıktı. Aslında bu durum geçen yıldan beri “ben geliyorum” diyordu. Ama hem sıralama turlarının son bölümündeki, çok da gereksiz olan yakıt harcama kısmı kaldırılınca, Malezya’da da olayın kahramanları iki McLaren pilotu olunca ortalık toz duman oldu. Sıralama turlarının kısaltılan son bölümü tamamlandıktan sonra, pit alanına yakıt ekonomisi yapmak amacıyla hızlarını ciddi biçimde düşüren pilotların yarış çizgisini izleyerek gitmeleri, o anda damalı bayraktan önce hızlı turların atmakta olan diğer pilotlar için sorun oluşturuyordu. Aslında sorun öyle küçük de değil, Heidfeld’in iğne deliğinden geçer gibi iki McLaren’in arasından çok yüksek hızda geçişi çok vahim ve trajik sonuçlara da yol açabilirdi. Şimdi bu konu da Charlie Whiting’in önüne sunulmuş oldu. Bence bu konu, çok kısa sürede çözümlenmesi gereken önemli bir güvenlik sorunu.
İngiltere’de BBC’nin F1 naklen yayınını alması Parlamentoya yansıdı
BBC yönetimi ile Bernie Ecclestone arasında varılan anlaşmaya göre, İngiltere'deki naklen yayın hakkı 2009'dan itibaren ITV'den BBC'ye geçiyor. Anlaşmanın 5 yıl süreyle geçerli olacağı bildirilirken, BBC'nin yayın hakkı karşılığı Ecclestone'a ne ücret ödeyeceği açıklanmadı. Varılan anlaşma gereği BBC TV tüm GP'leri canlı olarak ekrana getireceği gibi, BBC'nin radyosunda ve BBC Sport web sitesinde de yayınlanacak. Böylece F1 tam 12 yıl aradan sonra BBC’ye geçiyor. Ancak bu iş pek de öyle kolay olacağa benzemiyor. Türkiye ve daha birçok ülkenin aksine, İngiltere GP’sini sürdürmek için Ecclestone’a tek bir kuruş para ödemeyen İngiltere, şimdi parlamentosunda BBC’nin naklen yayın için 5 yıl süreyle ödeyeceği miktarı ve bunun nereden ve nasıl karşılanacağını tartışmaya açıyor. İngiliz İşçi Partisi Milletvekili Andrew MacKinlay, ülkenin resmi yayın kuruluşunun F1 gibi bir zenginler klübü yerine daha gerçek spor dallarına yönelmesi gerektiğini söyledi ve bir soru önergesi verdi. Avam Kamarasının haftalık “İş Soruları” adlı oturumunda konuşan MacKinlay, BBC’nin F1 yayın hakkını alışını ülkenin önemli bir bayramını kutlar gibi sunmasının dikkat çekici olduğunu kaydetti ve resmi yayın kuruluşunun, özel bir ticari kuruluş gibi davranmaya hakkı olmadığını vurgulayarak, Ecclestone’a 5 yıl için ne kadar lisans ücreti ödeneceğini sordu. Avam Kamarasının Başkanı Harriet Harman da konuyu Kültür Bakanı Andy Burnham’ın dikkatine sunacağını söyledi. BBC konusunu bu köşeye taşımamın nedeni, ne kadar rahat bir ülkede yaşadığımızın altını çizmekti. Gerçi Türkiye’de F1’in naklen yayını konusunda İngiltere ile bir benzerlik yok, ancak Türkiye GP’sinin gerçekleşmesinde İngiltere ile taban tabana farklı konumlardayız. Üstelik F1’in patronunun bundan yıllar önce Tony Blair’in seçim kampanyasına hatırı sayılır bir rakam ödediği anımsandığında durum daha düşündürücü bir hal alıyor. |
 |
 |
 |
| DİĞER YAZILARI |
|
|
|
|
|
 |
|
 |