| |
|
KOKPİT

Kontrolsüz Güç
 |
17.03.2008
Orkun Özener
|
 |
Yeniden heyecan… Yeniden ekran başı…
Yeni sezon heyecanı içerisinde sayfaları dolaşırken, çeşitli formatlarda yayınlanmış 2007 sezonu özetlerini şöyle bir yeniden gözden geçirme fırsatım oldu. Onca özet görüntüden sonra; “bir daha bu kadar heyecanlı bir sezon daha izleyebilecek miyim” diye düşünmeye başladım… Açıkçası bu konuda beni tek ümitlendiren nokta, 2007 yılında GP2 Mühendislik Direktörü Bernard Dudot ile tellerin arkasında yaptığımız ufak bir konuşmada gizliydi. Bernard’a Formula 1 hakkındaki izlenimlerini sorduğumda, o sırada antrenman turlarını atmakta olan Felipe Masayı gösterip; “Dikkatle izle, iki virajda aracın dengesinin nasıl da hem de hiç bozulmadığını göreceksin. Çekiş kontrolü kullanan bir aracın çok kötü bir pilotaj hatası olmadığı takdirde, bu virajlarda hata yapma olasılığı sıfıra yakın. Diğer bir deyişle, çekiş kontrolü kullanan bir aracı kullanmak çok daha kolay. GP2’de ise çekiş kontrol olmadığından, aracı kontrol etmek çok daha zor ve hata imkanı çok daha fazla…” Artık çekiş kontrol yasaklanmıştı ve bizler de aklımızda o meşhur reklam sloganı; “Kontrolsüz güç, güç değildir” ile birlikte sonuçlarını beklemeye koyulmuştuk…
Peki bu sihirli sistem devreden çıktığında bu kadar etkili olabilecek miydi gerçekten de? Açıkçası belirgin bir fark oluşacağını bekliyordum, ama daha ilk yarıştan böylesine etkin bir biçimde bir fark yaratacağını umuyor muydunuz derseniz, kesinlikle hayır.
Öncelikle sabahın ilk ışıkları ile 2008’in ilk startını beklemeye başladım. Hafızamda 90’lı yıllar canlandığı için artık start anında daha fazla spin, daha fazla lastik dumanı görmeyi umarak gözlerimi ovuştururken, sanırım iyi hazırlanmış ekipler sayesinde beklediğim olmadı. Ancak, bir Avustralya klasiği olarak 1. viraj sorunsuz geçmedi doğal olarak. Yarışın ilerleyen turlarında özellikle “in-car” (araş içi) çekimlerinde pilotların viraj içerisinde eskisine oranla ne kadar zorlandıklarını görmek bana oldukça keyif vermeye başladı. Son iki senedir başka bir Avustralya klasiği olan, David Coulthard’ın viraj içi kazasını (2007’de Alex Wurz ile yaşadığı olayı hatırlayın) görmek içinse 25 tur beklemem gerekti. Ancak henüz bariz bir çekiş problemli bir hata görmedim diyordum ki, Kimi Raikkonen’in sol arka tekeri çimlerle buluştuğunda bu senenin de oldukça heyecanlı geçeceğine dair fikirlerim oluşmaya başladı. Eğer aynı olay 2007’de yaşansaydı, büyük ihtimalle sistem devreye girecek ve Kimi herhangi bir sorun olmadan o virajı dönmeyi başaracaktı.
Tabii ki Avustralya Grand Prix’sinde yaşananların hepsini çekiş kontrol siteminin yasaklanmasına bağlamak doğru olmayacaktır. Her ne kadar bütün bir kış boyunca onca test yapmış olsalar da, takımlar yeni araçlarını ilk kez gerçek bir yarışta test etme olanağı buldurlar ve doğal olarak burada ve takip eden iki deniz aşırı yarış, Malezya ve Bahreyn’de alacakları datalar ile Avrupa sezonu öncesi araçlarını geliştirme olanağı bulacaklar. Klasik olacak ama, Avrupa sezonu başlamadan önce sezon hakkında yorum yapmanın oldukça zor olduğunu yineleyeceğim. Ancak yarışın McLaren, Ferrari ve belki ek olarak BMW arasında geçeceğini söylemek de kahinlik olmayacaktır.
Kapatmadan önce, GP2’den gelen genç jenerasyonun Formula 1’i yavaş yavaş nasıl domine etmeye başladığını yeniden hatırlatmak isterim size. Bu jenerasyonun GP2’de nasıl bir dayanışma içersinde olduğunu ise podyum öncesi Rosberg ile Hamilton’ın kucaklaşmasından görmeniz mümkün. O nedenle 23 Mart haftası Formula 1 ile birlikte, özellikle yeni pilotlarıyla GP2 Asya Serisini de kaçırmamanızı öneririm.
Farını açık, kemeriniz bağlı olsun… |
 |
 |
 |
| DİĞER YAZILARI |
|
|
|
|
|
 |
|
 |