Ana Sayfam Yap     RSS' e Kayıt Ol
 
  Türkiye'nin en iyi F1 Portaline Hoşgeldiniz!    Üye iseniz kendinizi sisteme tanıtın
 
 


07.09.2008 - 15:00

ÖZEL İÇERİK  
    Özel Röportaj

V. Maioli ile Singapur GP Üzerine
 
  Özel Dosya

Singapur GP’sinin Arkasındakiler
   
    Özel Dosya

F1 Lastikleri – Bölüm II
 
  Özel Dosya

F1 Lastikleri – Bölüm I
   
KOKPİT  
   

Poyraz Savcı

Ef İki, Mef İki...

 
  Orkun Özener

F2 mi? O da Nesi?
   
ANKET  
  Macaristan GP'sinde "Yarışın Adamı" sizce kimdi?

H. Kovalainen
T. Glock
K. Raikkonen
N. Piquet Jr
Bir başkası
 
 
   Sonuçlar
 
 
Birinci Sayfa  
Formula 1 Forumları  
Haberler  
Özel İçerik  
Yarış Sonuçları  
Puan Durumu  
Takımlar / Pilotlar  
2008 Sezonu  
Pistler  
Geçen Sezon  
F1 Sözlük  
Linkler  
Download  
Künye / İletişim  
GP2: İkinci Yarışta Zafer Conway'in Oldu  
GP2: Monako'da İlk Yarışı Senna Kazandı  
GP2: Olaylı 2. Yarışı Grosjean Kazandı  
GP2: İstanbul'da İlk Yarış Pantano’nun  
FORUMLARDAN
tosuncuk.
heikki kovalainen (...)
F1 Takımları
F1 Pilotları
Café PadokF1
Unutulmaz Anlar
Moto GP
KOKPİT

Cibali Karakolu

20.12.2007

Poyraz Savcı


Senaryosunu Hulki Saner'in yazdığı, 1966 yapımı "Cibali Karakolu" adlı filmde Muammer Karaca, Cüneyt Arkın ve Sevda Ferdağ başrollerde oynamıştı. Hulki Saner senaryoyu, Cibali semtindeki insanlarla, semt karakolundaki polislerin yakın ilişkisinden ilham alarak yazmıştı. Müthiş bir mizah anlayışıyla yazılan eserin konusu kısaca; evlendiği kızın ailesinin balayı için pansiyon olarak, hala para kopardığı eski sevgilisinin evini tuttuğunu bilmeyen genç adam, bu fettan sevgilinin aşığı olan polis komiseri, gelinin gerdek gecesinde yalnız kalmasına dayanamayarak atlayıp gelen annesi, ona engel olmaya gelen babası, damadı uyarmaya gelen arkadaşı, komiserin kendisini aldattığını düşünen eşi ve fettan kadın...

“Cibali Karakoluna düştük, ben davacı, sen sanık. Bir olay mı var diye sorma, geçiyorduk uğradık.”

10.02.2005 tarihinde bu köşede yazdığım "Bu İşin Sonu Karakolda Bitecek" başlıklı yazımın son bölümünde; "Hani bizde, tartışmalı ve içinden çıkılması zor olan durumlar için yaygın olarak kullanılan; 'bu iş karakolda biter' sözcüğü 'FIA ve İsyancılar' için cuk oturuyor" demiştim. 2005’te Formula 1’de yaşanan “ayrılık” rüzgarı, Max Mosley’nin ayrılık yanlısı takımlara karşı sert tutumu ve Minardi Patronu “çağdaş anarşist” Paul Stoddart’ın ısrarlı tepkileri sonucu, o dönemde yazdığım bir yazıya “Bu İşin Sonu Karakolda Bitecek" başlığını vermiş ve “hani bizde tartışmalı ve içinden çıkılması zor olan durumlar için yaygın olarak kullanılan; 'bu iş karakolda biter' sözcüğü 'FIA ve İsyancılar' için cuk oturuyor" demiştim. O iş karakolda bitmedi, ama bu yıl yaşanan ve aylar süren, "Stepneygate" adlı Formula 1’in en büyük casusluk skandali sanırım Paris’in Concorde Meydanındaki bir “karakolda” bitti. Aralık başında bu “karakolda” toplanan Dünya Motor Spor Konseyi, McLaren’in 2008 otomobiline gizli Ferrari bilgilerinden esinlenerek eklenen parçaların olup olmadığı yolunda FIA teknik ekibi tarafından yapılan titiz incelemelerin sonucunu görüştü. Konsey karara varamadı ve otomobilin tekrar incelenmesi ve diğer takımların da görüşlerinin alınması gerekçesiyle kararı, 14 Şubat’ta yapılacak ikinci bir toplantıya erteledi. İşte ne olduysa bundan sonra oldu ve söz konusu toplantıya kadar inandığı etik değerlerden ve Formula 1’de haklı olarak kazandığını vurguladığı itibarından hiç ödün vermeyen McLaren, ani bir karar değişikliği ile dünya kamuoyu önünde özür diledi. McLaren’in özür açıklamasında, Ferrari gizli bilgilerinin takım içersinde tespit ettiklerinden daha fazla yayıldığı ve 2008 otomobillerinde üç alanda geliştirmeyi dondurdukları belirtiliyordu. McLaren’in özür yazısından iki gün sonra da FIA casusluk olayının kapandığını ve Şubat soruşturmasının da iptal edildiğini açıkladı. Concorde Meydanındaki karakolun “Başkomseri” büyük bir zafer kazanmıştı.

Yazdıklarımdan, bir McLaren taraftarı olduğum sonucuna varılmasın, tamamen objektif bir değerlendirme yapmaktayım. Bu arada ister istemez şeytanın avukatlığını da yapıyorum. Hemen her ülkede genel olan bir kanı; karakollara düşüldüğünde suçsuz da olunsa, bir süre sonra suçluluğun itiraf edilmesiyle işin yargıya taşındığı yönündedir. Bu konu romanlara ve filmlere de yansımaktadır. İşte buradan hareketle, McLaren’in Concorde Meydanındaki “karakolda” ifadesinin değiştirildiği de söylenebilir. Tabii böyle bir zorlama dışında da, takımın müthiş bir taktik değiştirdiği sonucuna varılabilir. Ancak, McLaren’in özür yazısının satır aralarında, bu açıklamadan çok büyük bir acı duyduğu da gözden kaçmıyordu. Sıradan bir okuyucu bu açıklamadan McLaren’in suçlu olduğunu ve suçunu kabul ettiğini algılar. Ancak Formula 1’de algılananlar her zaman gerçeği yansıtmamaktadır.

McLaren neden aniden teslimiyeti tercih etti?

Formula 1’in tarihine bakıldığında, McLaren’in her zaman belli prensiplere sıkı sıkıya bağlı olduğu ve bu davranışıyla ün yaptığı bilinir. Açıklamayı anlamakta zorlaştıran da takımın bu özelliği. Peki ne oldu da McLaren ve Ron Dennis böylesine ani bir dönüş yaptı? Acaba karakolda, 2008’de şampiyona dışı kalmak veya daha uzun süreli bir yaptırım gibi, çok ciddi bir tehdit mi aldılar? McLaren’in bu ani dönüşüne FIA’nın yayınladığı 21 sayfalık rapor da neden olmuş olabilir. Yeri gelmişken; FIA’nın söz konusu raporunu dikkatli okuyanlar bunun, McLaren’in 2008 otomobilini inceleyen teknik heyetteki mühendislerin değil, ensesi kalın avukatlar tarafından yazılmış olduğunu görmüşlerdir. Ayrıca raporun büyük bir kısmı da “sansürlü” olarak yayınlandı.

Aslında FIA Başkanı Max Mosley’nin son toplantı öncesi yaptığı konuşma da çok dikkat çekiciydi: “Onlar (McLaren’i kastederek) 26 Temmuz’da da, 13 Eylül’de de gerçeği söylemediler. Bunu ne benim, ne de Konseyin göz ardı etmesi beklenemezdi. Bu davranışla iş böylesine anlamsız bir şekilde uzadı. Sonuç olarak biz bir sporu yönetmeye çalışıyoruz ve elimizde ne polisin, ne de gizli servislerin sahip oldukları kaynaklar ve gereçler de yok”.

Tekrar McLaren’in ani teslimiyetine dönecek olursak; açıklamada, yapılan takım içi soruşturmanın da yetersiz kaldığı belirtiliyor, ancak tüm bu sürecin çok yoğun bir yarış sezonunda geçtiği ve zaman baskısı altında kalındığı kaydediliyor. Bunun sonucunda ise, McLaren’in 2007 ve 2008 otomobillerinde hiç bir Ferrari gizli belgesinin kullanılmadığı konusunda takımın kendinden emin bir şekilde tatmin olduğu vurgulanıyor. Yaşanan son olaylara yüzeysel bakıldığında, McLaren’in kesin olarak Ferrari belgelerinden bir şekilde yararlandığı anlaşılıyor. Gelişmelerin derinlemesine analizi yapıldığında ise, belgelerin McLaren’e ulaştığı, ancak kesin olarak kullanılıp kullanılmadığı anlaşılmasa da, nedeni bilinmeyen bir şekilde takımın aylardır savunduğu değerlerden vazgeçerek, tüm Formula 1 kamuoyundan özür dilediği ve üstelik 2008 otomobilinde bazı alanlarda geliştirme yapmayacağını vurguladığı izleniyor.

Formula 1 takımları, bildim bileli birbirlerinin gizli bilgilerine öyle veya böyle ulaşmaktadır. Birçok üst düzey takımın, başka takımlarda bilgi vermeye açık kişilere istediklerinde ulaştıklarını da bilmek için roket mühendisi olmaya gerek yok. FIA uzmanları tıpkı McLaren olayındaki gibi, bugün herhangi bir takımın bilgisayarlarına girseler ve e-postaları elden geçirseler, neler bulacaklarını da kestirmek için bilgin olmak şart değil. Formula 1’de bilgi akışı her zaman sporun bir parçası olmuş ve olmaya da devam edecektir.

Sonuç olarak; Mosley’nin başından beri haklı olduğu bizzat McLaren’in özür yazısıyla kanıtlanmış oldu dersek sanırım abartılı olmaz. 2007 sezonuna damgasını vuran bu dramatik casusluk skandalinin perde arkasındaki gerçekleri zaman içersinde öğrenme şansını bulabiliriz. Ama tiyatroda oyun nasıl meddahın “perde” sözcüğüyle biterse, bu olayda da McLaren’in “özür dilemesiyle” her şey sona erdi. Veya biz mi öyle sanıyoruz acaba? Çünkü Ferrari işin sadece sportif yönünün kapandığını, yasal sürecin ise devam ettiğini açıkladı...

DİĞER YAZILARI
Ef İki, Mef İki...

25.07.2008
Hamilton ve "Çaylaklık"

23.06.2008
Who Let The Dogs Out?

15.05.2008
 
Yeni Bir Dönem ve Yeni Sorunlar

23.03.2008
F1 Irkçılığın Neresinde

08.02.2008
Hindistan ve F1

24.01.2008
 

a <Young New Media> Creation   Powered by DirectIQ