| |
|
Özel Röportaj

F1, Avustralya ve Protesto
 |
01.05.2007
F1, Avustralya ve Protesto
|

Save Albert Park, Formula 1’in en ünlü protest gruplarından birisi… Sezona giriş yazımda da değinmiş olduğum, Avustralya Grand Prix’sinin Albert Park’ta yapılmasına karşı olan Save Albert Park (SAP) Grubu Başkanı Peter Goad ile yaptığımız bu röportajın, siz Padokf1.com okuyucuları için fark yaratacağı inancındayım. Zevkle okumanız dileği ile.
Orkun ÖZENER: Sayın Goad, öncelikle son Kokpit yazımda da ele aldığım, Albert Park gölündeki su kullanım problemi hakkında bir kaç soru sormak istiyorum. Şubat ayındaki bülteninizde, Victoria Park yetkililerinden AGPC’nin su kullanımının devamlı olarak kontrol altında tutulacağı yönünde bir garanti aldığınızdan bahsetmiştiniz. Peki, bu konuda GP haftası için sonuçlar nelerdir? GP haftasının ardından göldeki su seviyesi, öncekine göre ne durumda? Ayrıca bu konu hakkındaki diğer kişisel görüşleriniz nelerdir?
 Save Albert Park (SAP) Grubu Başkanı Peter Goad Peter GOAD: Bilindiği gibi Albert Park gölü hali hazırda aslında sığ bir göl. Tamamen dolu olduğunda bile yaklaşık derinliği 1.5 metre civarında. Son dönem içersinde yaşadığımız kurak mevsim ve buharlaşmanın da etkisi ile, 30 Ocak 2007 itibariyle göldeki su seviyesi yaklaşık olarak 1 metre civarına düşmüştü. 7 Mart 2007 tarihi itibariyle; gerek buharlaşma, gerekse GP alanına su pompalanması nedeni ile göldeki su seviyesinin 14 cm daha düştüğü gözlemlendi. GP haftasının ardından yapılan ölçümlerde ise, göldeki su seviyesinin 10 cm daha aşağıya düştüğü tespit edildi. Ancak, bu zaman diliminde gölün bir miktar yağış aldığını da ifade etmem gerekiyor, ama gölün aşırı sığ olmasından dolayı buharlaşma kayıpları oldukça büyük. Göldeki su seviyesinin yeniden yükselmesi ise sadece direkt olarak aldığı yağmur suyuna ve çevreden gelen yer altı sularına bağlı. Biz SAP olarak yukarıda sıralamış olduğum neden ve sonuçlardan ötürü, gölden en ufak bir su pompalamasının oldukça büyük olumsuz etkileri olacağından bahsediyoruz. Zaten bültende de belirttiğimiz gibi, bir yat kulübü çoktan gölü terk etti ve hatta bazı kürek kulüplerinin tekneleri ise zaman zaman gölün dip kısmı ile temas etmekte.
O.Ö: Grubunuzun 1 Mart 2005 tarihli basın açıklamasına kısaca bir göz gezdirdiğimizde; SAP’ın 11 yıllık tarihi boyunca birçok zorlukla baş etmek zorunda kaldığını ve artık Melbourne medyasının bu konuya gereken ilgiyi göstermesi gerektiğini ve Albert Park’ta gerçekleştirilen Grand Prix’nin neden Melbourne vergi mükellefleri tarafından finanse edilmek zorunda kaldığı konusuna değinmiştiniz. 2007 yılına döndüğümüzde, kuruluşundan bugüne geçen 12 yıl boyunca SAP ve ulusal medya ilişkisini değerlendirir misiniz? Örneğin; SAP‘ın aktiviteleri hangi sıklıkta Avusturalya basınında yer almakta, ya da SAP gibi toplum yararına çalıştığını iddia eden bir kurum sizce medyada yeterli yer buluyor mu?
P.G: Medyanın az da olsa kampanyamıza ilgi gösterdiği bir gerçek, ancak genellikle bu ilgi toplumu yanıltıcı yönde oluyor. Örnek olarak, medyada GP karşıtı olarak yayımlanmış olan bültenlere yer verilmekte, ancak bu haberler genellikle GP nedeniyle amatör kulüp spor alanlarının kaybolması, ya da sadece parkın gördüğü tahribat üzerine yapılmış olan haberler. Yani aslında derinlemesine yazılmış olan ve neden hala Albert Park’ın GP’ler için kullanıldığını açıklayan makaleleri görmek mümkün olmuyor. Peki neden? Öncelikle açık olmak gerekirse, parkın TV izleyicileri açısından daha ilgi çekici olduğu bir gerçek. Ayrıca etkinliği izleyen ve direkt olarak katılan sayısı da oldukça fazla. Diğer yandan park şehre oldukça yakın ve bu nedenlerden ötürü, onlar açısından park ideal bir alan olarak karşılarına çıkıyor. Ayrıca parkın devletin kontrolü altında olduğunu ve organizatörlere oldukça düşük bütçeler karşılığında kullandırıldığını da unutmamak lazım. Melborune’deki yarışın ilk yıllarında parka giriş serbestti. Ancak medya şu anda daha çok organizasyonun işletme kayıpları üzerinde duruyor (2006 kaybı 21 Milyon Avustralya $, kümülatif kayıp ise 86 Milyon $ civarında) ve organizasyonun ekonomik değerini sorguluyor.
Mayıs ayında, Victoria Sayıştay Başkanı tarafından organizasyonun maliyet ve yarar analiz raporları açıklanacak. Bu rapordaki beklenti, organizasyonun ekonomik açıdan hükümetin açıkladığı gibi kazançlı değil, “KAYIP” olarak nitelendirileceği yönünde.
Bununla birlikte medyanın çeşitli konularda fakir alışverişinde bulunmak için bize başvurduğunu da eklemek isterim. Ancak Melbourne medyası ile ilgili bir önemli sorun, gazete editörlerinin ne kadar bağımsız olduğudur. Melbourne’da ana olarak üç gazeteden bahsetmek mümkün. Bunlar; “The Age”, “The Herald Sun” ve “The Australian” gazeteleri. “The Age” in yönetim kurulu başkanı aynı zamanda AGPC’nin (Australian Grand Prix Corporation) de başkanı. ”Herald Sun” ise yarışın sponsorlarından bazılarının ortaklığında bulunan bir gazete. Bu nedenle “The Age” ve “The Herald Sun”ın yarış ile ilgili olarak direkt ekonomik bağı bulunmakta. Murdoch News Corporation’ın sahibi olduğu “The Australian” ise ağırlıklı olarak bir iş hayatı gazetesi. Ana radyo istasyonlarından 3AW da GP’nin sponsorlarından.
O.Ö: Peki, SAP’ın şu anda 1995’teki kadar aktif olabildiğini düşünüyor musunuz?

P.G: Artık farklı bir biçimde aktif olduğumuzu düşünüyorum. Kurulduğumuz ilk yıllarda daha fiziksel içerikli aktivitelerden bahsedebiliriz. Örneğin; çitleri yıkma, sitelere hücum etme, vb. Ancak bunların hiçbirisi başarılı sonuç vermedi. Şimdi ise daha çok tanıtım kampanyalarına ve bilgi dezenformasyonunun önüne geçebilme ile uğraşıyoruz. Özellikle de hükümetin, GP’nin belirgin finansal ve çevresel kayıplarını ört bas etme çabasına karşı.
Örnek olarak, TV başındaki seyirci sayısının fazlalığından yola çıkılarak, şehrin markalaştığı ve bu anlamda turistleri etkilediklerini iddia etmekteler. Ancak, aslında ne fazla sayıda bir TV izleyicisi var, ne de turist sayısında belirgin bir artış. Bunların hepsi hükümetin organizasyonunun ekonomik etkileri adı altında ortaya sürdüğü şeyler. Bu metod kesinlikle reel bir yarar analizi yapmak için yanlıştır.
O.Ö: Web sitenizde SAP’ın üç muhalefet partisi tarafından desteklendiğini belirtmişssiniz. Bunlar; Avustralya İşçi Partisi, Avustralya Demokratları ve Yeşiller. Ancak İşçi Partisinden Steve Bracks (Avustralya GP’si muhaliflerinden), 2000 yılından sonra ağız değiştirerek, GP hakkında destekleyici açıklamalar yapmaya başladı. Buna ek olarak, İşçi Partisi’nin desteğinin de kaybedilmesinin ardından, SAP’ın etkinliğinin azaldığı yönünde yorumlar var. Bu konudaki görüşleriniz nelerdir?
 P.G: Öncelikle şunu söylemeliyim ki, bizim hareketimiz hiç bir zaman politik olmadı. Hangi partinin gücü elinde bulundurduğu, bizim hareketimizin efektifliği hakkında hiçbir şeyi değiştirmez. Biz şu anda da oldukça aktifiz. Medya halen bazı konularda yorum almak için bize başvuruyor. Bir çok seviyeden öğrenci, GP hakkında gerçekleri öğrenmek için bize başvuruyor. İnancımız, Sayıştay’ın yayınlayacağı raporla söylediklerimizin doğruluğunun anlaşılacağıdır.
O.Ö: Atlasf1.com’dan Mark Glendenning’in, Avustralya GP’sinin kaderini bu tip organizasyonlardan çok, politikanın belirleyeceği yönündeki açıklaması hakkında ne düşünüyorsunuz?
P.G: Bu görüşe kesinlikle katılmıyoruz. Avusturalya gibi demokratik bir toplumda, bir çok şey sivil toplum örgütlerinin baskıları ile başarılabilmeli diye düşünüyoruz. Tanrı, bütün ümidini tamamen politikacılara bağlamış olan ülkelere yardım etsin. Amerika’ya bakın!
O.Ö: Peki, zaman zaman GP’ye karşı olmaktan ziyade, Avustralya Hükümetine karşı olduğunuz yönünde eleştiriler alıyor musunuz? Ayrıca, merak ettiğim bir diğer konu da, Avustralya halkının, özellikle Albert Park ve çevresinde olmayan yerel halkın SAP’ı nasıl algıladığı? Bu konuyu biraz açabilir misiniz?
P.G: Yeniden söylemek istiyorum; Save Albert Park, politik olmayan, kar amacı gütmeyen ve kendi kendisini finanse eden bir topluluktur. Bizim tek amacımız, Albert Park’ı bütün motor sporları aktivitelerinden arındırmak ve benzeri aktivitiler için yeni yapıların park içerisinde inşaa edilmesini engellemek. Biz başka bir organizasyonun önünde yer alan, ya da diğer bir ifadeyle, birilerinin perde önündeki oyuncuları değiliz ve herhangi bir yerden herhangi bir destek de almıyoruz. Ayrıca üyelerimizin hepsi yerel vatandaşlardan oluşmuyor. Hatta üye profilimizin yaklaşık üçte ikilik kısmının bölge dışı nüfustan oluştuğunu belirtmek isterim. Bu nedenle Avustralya GP’si ve Albert Park sorunu sadece parkı ilgilendiren bir sorun değil, bu aynı zamanda etiğin, insan haklarının ve çevre koruma hassasiyetinin sorgulandığı bir durum. Hükümet GP’yi Albert Park’ta yapmak için toplum sağlığını, çevreyi, planlamayı ilgilendiren bir çok konuda ilgili yasal hükümleri askıya almak zorunda kalmıştır.
O.Ö: Save Albert Park organizasyon çadırını (The Vigil) da sormak istiyorum. Bu konuda okuduğum son haber 2005 yılına ait. 10 yıla yakın bilfiil faaliyette kalan bu çadır halen aktif midir?
 P.G: Protesto çadırı hali hazırda kaldırılmış durumda. Artık enerjimizi başka yönlere veriyoruz. Ancak zamanında görevini yeterince getirdiğine inanıyorum.
O.Ö: Protesto organizasyonlarınıza gelirsek; Ferrari pit duvarına kendini zincirleme, araçların tavanlarını boyama, Fangio tribününde pankart, vb. bir çok organizasyonunuz medya yer aldı. Ancak ben daha çok dedikodular hakkında bir kaç şey sormak istiyorum. Bazı medya kaynaklarına göre start öncesi canlı tavşanların pist üzerine bırakılması, bir uçakla pistin üzerinde yakın uçuş yapılması veya birkaç SAP üyesinin kendini yarış esnasında pist üzerine atması gibi. Bu tip protesto eylemlerini gerçekten planladınız mı, yoksa bunlar sadece dedikodulardan mı ibaret?
P.G: Bahsetmiş olduğunuz tarzda herhangi bir eylem gerçekleştirilmedi. Topluluğun ilk kurulduğu zamanlardaki tutku ve heyecanla böyle ilginç fikirler ortaya atılmış olabilir, ancak akılcı davranılarak vazgeçilmiştir.
O.Ö: Pistin yapılması için yaklaşık 1000 ağacın kesilmesi ve protesto eden 400 kişinin tutuklanması. Sizce bu tip bir sorunun, yerel bir problemden ziyade ulusal bir problem olarak algılanması gerekmez mi? Bu açıdan baktığınızda, Avustralya halkının bu probleme yeterli ilgiyi gösterdiğini düşünüyor musunuz?

P.G: Victoria Şehri, 1994 Aralık ayındaki ağaç kesimleri esnasında, Jeff Kennett liderliğindeki neo-liberal sağ grubun kontrolündeydi. Victoria uzun yıllar boyunca İşçi Partisinin kontrolünde yanlış yönetilmiş ve ağırlaşmış bir şehir olarak lanse ediliyordu. Bu nedenle yeni rejimin sloganı; “Victoria Harekete Geçti” şeklindeydi. Bu, Mussollini rejiminin sloganı ile benzer olabilir. İşte Albert Park’ın yeniden yapılandırılması da, bu hareketin ilk başlangıcı olarak lanse edildi. Bu hareketin Melbourne’u global bir alana doğru çekeceği ve ekonomiye büyük miktarlarda para akıtacağı söylemi üzerinde duruldu. Bu nedenle kesilen 1000 kadar ağacın da bu amaca hizmet ettiği söylendi. Ancak, gerçeğe dönersek, GP kazanç değil, aksine bir kayıp olarak karşımıza çıkmaktadır. Kennett 1999’da seçimi kaybetti ve insanlar da kesilen ağaçları çoktan unuttular.
Orkun Özener: Teşekkürler Sayın Goad. Peter Goad: Ben teşekkür ederim.
Röportaj: Orkun ÖZENER |
 |
 |
 |
| Diğer Özel Röportaj |
|
|
|
|
|
 |
|
 |