| |
|
Özel Röportaj

Bir Nostalji: Imola 94'ten İstanbul'a
 |
25.12.2006
Bir Nostalji: Imola 94'ten İstanbul'a
|
 WTCC'nin eski F1'cileri: Zanardi, Tarquini, Larini ve Morbidelli
Padokf1.com'un, İstanbul Park'a gelen değişik serilerdeki eski Formula 1'cileri bulup görüşme geleneği sürüyor. Geçen yıl yapılan ilk LMES yarışında Allan McNish ve Pedro Lamy ile yaptığımız röportajları sizlerle paylaşmıştık. LMES'in bu yıl Nisan ayında yapılan ikinci yarışı sırasında da Alex Yoong, Shinji Nakano ve Nicolas Kiesa ile karşılaştık ve eski günleri andık. 22-24 Eylül günleri İstanbul Park'a gelen WTCC serisinde de 4 eski Formula 1 pilotu ile birlikteydik. Bu 4 kişinin ortak yanı, hepsinin İtalyan olmasıydı. İçlerinden ikisinin ise çok daha farklı bir ortak yönü vardı.
 Alessandro Zanardi ve Gabrielle Tarquini İstanbul Park podyumunda Motor sporlarında "azmin zafer abidesi" olan Alessandro Zanardi ve Gabrielle Tarquini bu 4 İtalyan'dan ikisiydi. Ancak öyle 2 isim daha vardı ki, birbirleriyle olan önemli ortak yönleri; Formula 1 tarihinin en acı haftasonunda, 1994 San Marino GP'sinde Imola'da yarışmış olmalarıydı. Evet, bu isimler; Chevrolet Takımından Nicola Larini ile N-Technology'den Gianni Morbidelli'den başkası değildi. Aşağıda; önce 42 yaşındaki Nicola Larini ve daha sonra 38 yaşındaki Gianni Morbidelli ile İstanbul Park Padok'unda yaptığımız ilginç röportajlar yer alıyor.
 NICOLA LARINI Padokf1.com: Nicola, şu anda burada, İstanbul Park'ta seninle birlikte Gianni Morbidelli de var ve ikiniz de 1994'de Imola'daki o trajik yarışta pistteydiniz. Üstelik sen podyuma geleceğin iki Dünya Şampiyonu, Michael Schumacher (Benetton) ve Mika Hakkinen'in (McLaren) arasında 2. olarak çıktın. Formula 1'in o en karanlık günüyle ilgili neler söylemek istersin?
 Imola 1994 podyum seremonisi: Larini, Schumacher, Hakkinen Nicola Larini: 1994 sezonunda Ferrari'de 3'üncü pilottum ve San Marino GP'sinde, sakat olan Jean Alesi'nin yerine Ferrari'de ben yarışıyordum. Imola'daki yarış, benim o yıl Japonya'dan sonra katıldığım ikinci GP idi. Japonya'da maalesef yarış benim için çok kısa sürdü. Startla birlikte daha 100 metre bile gidemeden Mika Hakkinen ve Ayrton Senna ile çarpıştım ve çıktım. Imola benim kendi evimdeki yarıştı ve kariyerimde ilk kez çok rekabetçi ve güçlü bir otomobille piste çıkmıştım. Ancak haftasonu boyunca yaşananlar tartışmasız herkes için yaşamı zorlaştırmış, hüzün ve keder Imola'nın havasına karışmıştı. Öyle kabus dolu bir 3 gün yaşadık ki, unutmak çok zor. Rubens Barrichello (Jordan) Cuma günkü serbest turlarda Variante Bassa virajında çok feci bir kaza geçirdi ve 230 km/st hızla apexin üzerinde otomobili resmen havalandı. Cumartesi Karl Wendlinger'in (Sauber Mercedes) kazasının ardından bu kez daha fecisi yaşandı ve Roland Ratzenberger (Simtek) pistte yaşamını kaybetti. Sıralama turlarının 20'inci dakikası içindeydi sanırım, Villeneuve virajında kontrolü kaybetti ve müthiş bir hızla (306 km/st) beton bariyerlere çarptı. Korkunç bir gündü. Ama kabus daha bitmemişti. Sıralama turlarında iyi bir performans ortaya koydum ve Senna, Schumacher, Berger, Hill ve Jarvilehto'nun arkasında 6'ıncı sırayı aldım. Pole Pozisyonunda başlayan Ayrton daha ilk turu tamamlayamadan Tamburello'da kaza geçirdi. Sallanan bayraklarla yavaşlayarak viraja geldiğimde Williams'ın halini ve Ayrton'ın henüz kokpitte olduğunu gördüm. Pit alanına döndüğümde kimse Ayrton'ın durumunu bilmiyordu. Bir gün önce Rubens'in ölümden dönüşü, ardından Roland'ın ve sonra da Ayrton'ın ölümleri sonucu birçok arkadaşımla aynı şeyi düşünüyorduk: Imola'da o gün korkunç bir güç vardı ve bu yarış keşke yapılmasaydı, iptal edilseydi... İnan ki yarış tekrar başlayıp, damalı bayrağa kadar da öldüğünü kimse bilmiyordu. Yarış tekrar başladığında ilk 3 arasındaydım ve 11 tur boyunca da yarış lideriydim. Damalı bayrağı 2'inci gördüm ve Michael ile aramdaki fark yaklaşık 1 dakikaydı (54.942sn). O kapkara günde elde ettiğim bu başarı benim için teselli olmuştu. Normal koşullar altında olsaydı sanırım podyumda sevinçten havalara uçardım. Ayrton'ın durumu hakkında bir bilgimiz olmamasına rağmen, podyum seremonisi bir cenaze törenini andırıyordu. Ayrton'ın ölümü saat 6 cıvarında resmi olarak açıklandı. Yapacak birşey yoktu, motorsporları böyle.
Padokf1.com: Imola'da o gün pistte olan bir vatandaşın bugün burada biliyorsun. Gianni Morbidelli'den söz ediyorum. Ama sen üst sıralarda podyum mücadelesi verdiğin için geridekiler hakkında fazla bilgin yoktur.
Nicola Larini: Evet, Gianni Footwork ile yarışıyordu ve galiba 10'uncu sıralarda falan başlamıştı. Ama herşeye rağmen benim yarışım harikaydı. Michael, Mika ve zaman zaman Damon ile mücadele ediyordum, arkadakilerle fazla ilgilenme fırsatım olmadı. Motivasyonum çok yüksekti ve tabii otomobil çok iyiydi. Hiçbir sorun yaşamadan yarışı tamamladım. Tabii aklımda hep Ferrari ile yarış pilotu olarak uzun süreli bir kontrat yapmak vardı. Bir İtalyan olarak rüyalarımı süslüyordu Ferrari. Bu arada yarış sırasında çok acaip bir olay da yaşadım. Vahim olaylarla kıyaslanması mümkün değil ama, 1994 Imola'nın kaderiydi herhalde. İlk pit molamda garajın önünde durduktan birkaç saniye sonra, Michele Alboreto'nun (Lola) otomobilinin sağ arka tekerleği yerine iyi sıkıştırılmadığı için tam Ferrari garajı önünde fırladı ve 4 mekaniğim yaralandı. Kimisinin ayağı, kiminin kaburgası kırıldı. Tabii o zamanlar pit alanında hız kısıtlaması da yoktu, Michele gaza basmış gidiyordu. Anlayacağınız, ben yarış bittiğinde Ayrton'dan ziyade mekanikerlerimin sağlığını merak ediyordum. Podyumdaki ruh halimiz çok karışıktı. Ayrton'un durumunu merak etmemiz bir yana, ben hala hastanedeki mekanikerlerim hakkında da bilgi alamamıştım.
Padokf1.com: Peki Nicola, Formula 1 kariyerini nasıl tamamladın?
Nicola Larini: 1995 sezonunda Michael Schumacher Ferrari'ye geldi ve kendisine takım arkadaşı olmaya en yakın aday bendim. Ancak bu benim de çok istediğim olay, bazı politik nedenlerle gerçekleşmedi. Ferrari Formula 1 dünyasında çok farklı bir yeri olan takımdır. Sebebini hala anlayabilmiş değilim ama, o zaman İtalyan bir pilot istenmedi. Ferrari'nin mantalitesi böyleydi ve hala aynı kafada olduklarını görüyoruz. Ben de bir sonraki sezon, Ferrari motoru kullanan Sauber-Petronas'a geçtim ve 1997'ye kadar bu takımdaydım. Sauber o zaman pilotlarını para karşılığı yarıştırıyordu, ancak Ferrari'nin aracı olması sonucu bana bu uygulamayı yapmadılar.
Padokf1.com: Günümüz Formula 1'i hakkında ne düşünüyorsun? Bıraktığın dönemle farklar mutlaka vardır değil mi?
 Nicola Larini: Genel olarak baktığımda, bir kere eskiye oranla zevk almadığımı hissediyorum. Bir kere tamamen ikiye ayrılmış bir durum söz konusu. Tepedekiler ve alttakiler. Sanki böyle bir film vardı değil mi? Neyse, bu iki grup arasında müthiş dramatik bir fark var. Arada da bir takım inen ve çıkan, bir türlü istedikleri hedefe ulaşamayan ama her yıl milyonlarca Dolar para harcayanlar var. Para deyince zaten iş bitiyor. 1990 öncesi ve hatta 1990'ların ortalarında bile Formula 1 bu kadar maddiyatçı bir spor değildi. Ama akılları başlarına gelmeye başladı ve masrafları kısma operasyonuna giriştiler. Bu iş o kadar kolay değil. Bir yandan teknolojinin zirvesiyim ve otomotiv sanayine teknoloji transferi yapıyorum diyeceksin, bir yandan da teknolojiyi durdurarak masraf kısacaksın, olmaz öyle şey. Kurallar, kurallar... "Kurallar uymamak içindir" derler. Ayrıca Formula 1'de öyle boşluklar var ki, sen hangi kuralı koyarsan koy çözümü hemen bulurlar. Ayrıca yüksek teknolojinin ön planda olduğu bir motor sporu mu yapıyoruz, yoksa sürekli olarak değiştirilen kanunların hüküm sürdüğü bir mahkemede miyiz? Ayrıca teknik kuralların uygulanması Formula 1'de yıllardır sürekli bir sorun oluşturuyor. Kontrol mekanizmaları ya tam değil, ya da takımlar kuralları çok kolay by-pass etmeyi beceriyorlar.
Padokf1.com: WTCC bu yıl İstanbul Park'a ikinci kez geliyor. Bu tabii senin de ikinci gelişin oluyor. İstanbul Park Pisti ve tesislerle ilgili düşüncelerini öğrenmek isterim.
 Nicola Larini: Burası gerçekten mükemmel bir pist ve harika tesisler var. Pistte yavaş ve çok hızlı virajların kombinasyonu çok çok iyi yapılmış. En son yapılan pist olması nedeniyle özellikle güvenlik çok çok iyi. Pist kenarlarındaki kaçış alanları ise süper. Öyle çakıllara takılıp kalmıyorsunuz. Burada otomobil kullanmak, yarışmak büyük bir zevk bence. Çok uzun ve zorlu bir iki viraj var, ama bunlar da işin heyecanını arttırıyor. Burada bir Formula 1 otomobilini kullanmayı çok isterdim. Aradaki fark çok büyük. Bu yarışta podyuma çıkacağımdan eminim, ama kaçıncı olacağım konusunda henüz bir fikrim yok. Üstelik hava da kapalı ve her an yağmur yağabilir. O zaman neler olur tahmin etmek zor.
Padokf1.com: Nicola sana İstanbul Park'taki yarışta başarı diliyorum ve seni podyumda görmeyi arzu ediyorum. Bize zaman ayırdığın için de çok teşekkür ediyorum.
 Nicola Larini'nin özgeçmişi: 19 Mart 1964 Lido di Camaiore (İtalya) doğumlu Nicola Larini, 1987-1997 yılları arasında Formula 1'de toplam 49 Grand Prix'de sırasıyla; Coloni, Osella, Ligier, Lambo, Ferrari ve Sauber takımlarında yarıştı. Larini Formula 1'den önce karting, Formula Fiat Abarth ve sonra da İtalya F3 serisinde mücadele etti. 1987'de Enzo Coloni'nin mütevazi takımıyla Formula 1'e geçen Larini, önceleri kendisini fazla gösteremedi. Larini 1988 ve 1989 yıllarında Osella Equipe adlı küçük takımdaydı ve Kanada GP'sinde otomobili iflas edene kadar 3'üncü sıradaydı. 1990'da Ligier'ye geçen Larini kötü bir sezon geçirdi ve 1991 yılında Ferrari'de test pilotu oldu. İlginç bir tesadüf, Ferrari'deki test görevini, şimdi WTTC'de de rakibi olan Gianni Morbidelli'den almasıydı. 1992'de Ivan Capelli'nin gönderilmesiyle Ferrari ile 2 GP'de yarıştı. Daha sonra, 1994'te, sezonun ilk yarışı olan Brezilya GP'sinde sakatlanan Jean Alesi'nin yerine 2 yarışa katıldı. Bunlardan ilki olan Aida'daki Pasifik GP'sinde Ayrton Senna ile daha startta çarpıştı ve her ikisi de yarış dışı kaldı. İkinci yarışı ise Formula 1'in "kara haftasonu" olan San Marino GP'siydi. Senna'nın yarışın başlarındaki kazasından sonra devam eden yarışı, Benetton Pilotu Michael Schumacher'in ardından 2. sırada bitirdi ve podyuma çıktı. Imola'daki yarış Larini'nin kariyerindeki en iyi yarıştı: 6. sırada başladı, 19 ve 23. turlar arasında yarışın lideriydi. Gerhard Berger'in 16. turda süspansiyon sorunuyla yarışı terketmesiyle Larini'nin podyum 2'ciliği daha da önem kazandı. 1997'ye kadar Sauber-Petronas'ta yarışan Nicola Larini, 1999'dan bu yana WTCC Serisinde yarışıyor.
* * *
 GIANNI MORBIDELLI Padokf1.com: Merhaba Gianni. Az önce Nicola Larini ile konuştuk ve özellikle 1994 San Marino Grand Prix'sini, Formula 1'in Imola'daki o kara gününü andık. Sen de o gün pistteydin. Bize o günü ve duygularını anlatır mısın?
Gianni Morbidelli: Evet, 1994'te o kötü günde Imola'da Footwork-Ford ile yarışıyordum. Senna'nın kazasını yaşayan talihsiz kişilerden birisi de maalesef bendim. 11'inci sırada start aldığım yarışın 40'ıncı turunda motor sorunu yaşadım ve yarışı terketmek zorunda kaldım. O karanlık haftasonu sadece Senna'yı değil, Ratzenberger'i de bir gün önce kaybettik. Ayrıca Rubens Barrichello da ölümden kıl payı döndüğü, çok kötü bir kaza atlattı. Startta sanırım beni 2, ya da 3 otomobil geçmişti ve Pole'da başlayan Senna'nın kaza yaptığı Tamburello'ya geldiğimde zaten bayraklar yüzünden çok yavaşlamıştık. Ayrıca virajda ve çıkışında pist zemininde çok pislik vardı ve geçerken göz ucuyla o feci durumdaki Williams'a baktım ve bilmem nedendir çok kötü bir duyguya kapıldım. Ama yarış bir süre sonra tekrar başladı ve bittikten epey sonra acı haberi aldık. Çok büyük bir kayıptı ve Formula 1 tarihinin bence en acı ve en kara haftasıydı.
Padokf1.com: Formula 1 kariyerine ne zaman son verdin ve günümüz Formula 1'i hakkındaki görüşlerin nelerdir? Ayrıca bugün Formula 1'de olmak ister miydin?
 Sauber pilotları Gianni Morbidelli ve Johnny Herbert 1997 Avusturya GP'sinde Gianni Morbidelli: Formula 1'de 1998 sonuna kadar yarıştım. Ve çok ilginç tesadüfler sonucu Nicola ile hep yer değiştirdik. O benim yerime Ferrari'ye geldi, ben de 1997'de Sauber'de onun yerini aldım. Şimdi de burada rakip takımlarda birlikte yarışıyoruz. 1997'de Sauber'deyken Magny-Cours'da ciddi bir kaza geçirdim ve bir süre ara verdim. Sauber'in Ferrari motoru kullanması biz İtalyan pilotlar için şanstı. Üstelik bir şekilde Ferrari ile çalıştıysanız bu sanki bir süreç gibiydi. Bugün Formula 1 çok dramatik bir süreçten geçiyor. Dramatik diyorum, çünkü artık eski günlerdeki heyecan, mücadele ve en önemlisi teknoloji bence yok oluyor. Asıl büyük sorun da inanılmaz şekilde politize olması. Spora böylesine politika sokmanın hiçbir mantığı yok. Tabii ben şimdi Formula 1'e dışarıdan bakıyorum, bu çok farklı bir açı ve analiz yapmamı da sağlıyor. Ayrıca Formula 1'de herşey para haline geldi ve olayın insani tarafı neredeyse hiç kalmadı. Birçok arkadaşım var, gerek mühendis, gerek teknisyen ve gerekse pilot, hepsinin de ortak yönü sporda herşey çıkar ilişkilerine bağlı artık. Son sorunun yanıtı ise; hayır, kesinlikle şu anda Formula 1'de olmak istemem, üstelik WTCC'den de çok memnunum. Burada, Alfa Romeo'da çok mutluyum ve yaptığım işi çok seviyorum. Özlüyor musun dersen o çok başka, tabii özlüyorum, ama bugünkü konjonktürü ile değil. Bugün gerek Formula 1'in içindekiler, gerekse dışındakiler bu işin eskiden olduğu gibi bir sportif mücadele, olağanüstü bir gösteri, show olmadığının farkında. Hele yarışları TV'den izleyenler için olay tam Amerikalıların sabun köpüğü dizileri gibi. Fazla eleştirel oluyorum belki ama gerçekler de böyle maalesef. Bir türlü anlayamadığım olay da, cebinde eğer 10-20 milyon Euro paran varsa, alt serilerde hiçbir başarı gösterememiş olsan da bir takımda kendine yer buluyorsun. Benim zamanımda kesinlikle böyle değildi.
Padokf1.com: Şimdi soracağım soruyu Imola'da ve burada Giancarlo Fisichella'ya da sordum, az önce Nicola Larini'ye de. Belki biraz sert olacak ama, Ferrari'nin bu kibiri nedir ki, yetenekli İtalyan pilotlar Ferrari'de kendilerine yer bulamıyor bir türlü? Örneğin Fisichella ağzıyla kuş da tutsa Maranello'ya bir türlü giremiyor.
 Gianni Morbidelli: Bu gerçekten bir muamma. Çok uzun bir hikaye ve ciddi de bir araştırma konusu. Ama Ferrari ve İtalyanlar konusuna girmek istemiyorum. Bu çok hassas bir konu ve şu anda Formula 1'in içinde olmasam da, politik nedenlerle sessiz kalmayı tercih ediyorum. Giancarlo hakikaten yetenekli ve çok hızlı bir pilot ama Ferrari ile olan ilişkisini bilmiyorum. Ferrari'deki son İtalyan, benden sonra gelen Nicola idi. Ayrıca Ferrari'nin genç pilot yetiştirme gibi bir programı da yok ve herhalde böyle bir yatırıma gereksinim de duymuyorlar...
Padokf1.com: Gianni yanıtlamak zorunda değilsin ama, geniş kitleler ve hatta medyanın büyük bir bölümü Ferrari'nin bu tutumunu Michael Schumacher'e bağlıyorlar. Ne dersin?
Gianni Morbidelli: Hayır, hayır, kesinlikle doğru değil. Yani Ferrari'nin İtalyan pilotlarla çalışmamasının nedeni Schumacher olamaz. Sana kendimden bir örnek vereyim: Alain Prost'un kontrat imzaladığı yıl ben de Ferrari'deydim. Fiorio'yla aramız çok da iyiydi ve kendisi İtalyan pilotlara çok inanan ve güvenen bir yöneticiydi. Ama Prost'un yanında ne yapsam kendimi gösterme şansım çok kısıtlıydı. Hatırlarsın sanırım, bir zamanlar, Lancia'nın, Minardi'nin olduğu yıllarda Formula 1'de o kadar çok İtalyan vardı ki, 80'li yılların sonuydu sanırım, en az 8 İtalyan olduğunu biliyorum. Patrese, Nannini de aralarındaydı. Ama İtalyan pilot okulu eskisi gibi değil artık ve genç yetenek çıkmıyor. Demin de dediğim gibi, çocuk parayı verip yarışabiliyor.
Padokf1.com: Peki Gianni, bugüne gelelim ve biraz da WTCC'yi konuşalım. Buraya ilk gelişin ve klasik soruyu sana da sorayım: İstanbul Park'ı nasıl buldun acaba?
 Gianni Morbidelli: İnanır mısın benim için çok büyük bir sürpriz oldu. Geçen yıl burada yapılan yarışları TV'den izledim ve o kadar etkilenmemiştim. Ama önceki gün ilk kez piste çıkıp bir tur atınca buranın nasıl muhteşem bir pist olduğunu anladım. Tesisler hakkında söylenecek tek şey; olağanüstü modern ve çok geniş bir alana yayılmış olması. Ama pist, virajlar, düzlükler ve kaçış alanları harika. İnsan burada kendisini çok güvende hissediyor. Bu pistte çok çok anormal şartlar dışında ben büyük bir kaza olacağını da sanmıyorum. Benim dün otomobilimde mekanik bir sorun vardı, olmasaydı yarış için kesinlikle iddialı konuşurdum, ama bu koşullarda elimden geleni yapmaya çalışacağım. Isınma turlarında sorunu çözmeye çalışacağız ama takım arkadaşım Farfus'un şansı benden fazla. Benim tek umudum yarıştan önce şöyle iyi bir yağmur yağması. Arka sıralardan start alanların önlere tırmanabilmesi için tek şansı yağmur.
Genel olarak WTCC'ye baktığımızda; otomobiller arasında çok güzel bir denge var. Seride çok da iyi pilotlar bulunuyor. Eski tüfeklerin yanısıra çok yetenekli gençler var. Ben çok zevk alıyorum ve WTCC'de, özellikle de Alfa Romeo'da olmaktan çok mutluyum. Teknik olarak baktığındaysa, yarışa arka sıralardan başlıyorsan pek puan alma şansın olamaz, çünkü yarış kısa ve geçmen gereken ciddi rakiplerin var.
Padokf1.com: Gianni sana çok teşekkür ediyorum ve yarış için bol şans diliyorum. Umarım önümüzdeki yıl seni burada yine görürüz.
 Gianni Morbidelli'nin özgeçmişi: 13 Ocak 1968'de Pesaro'da (İtalya) doğan Gianni Morbidelli, 21 yaşındayken Ferrari ile test pilotu olarak anlaştı. Babası, ünlü İspanyol motorsiklet yarışçısı Angel Nieto'ya 1970'lerin başında yarış motorsikleti üretiyordu. Motor sporlarına kartingle başlayan Morbidelli, 1987'de Formula 3'e geçti ve 2 yıl sonra İtalya Şampiyonu oldu. Daha sonra Formula 3000'de yarışan Morbidelli, 1990'da Formula 1'e Scuderia Italia Dallara ile giriş yaptı. Aynı yıl Paolo Barilla'nın yerine Minardi'ye geçen İtalyan Pilot, 1991 sonuna kadar bu takımda kaldı. 1991'de ise, ayrılan Alain Prost'un yerine Ferrari'ye geçti, ancak anlaşması test pilotu olarak yapıldı. 1994'te Footwork ile yarışan Morbidelli, 1997'de Sauber-Petronas'ta Nicola Larini'nin yerini aldı.
Röportajlar: Poyraz Savcı Fotoğraflar: Orkun Özener ve Arda Savcı (1994 San Marino ve 1997 Avusturya fotoğrafları Cahier arşivindendir) |
 |
 |
 |
| Diğer Özel Röportaj |
|
|
|
|
|
 |
|
 |