Ana Sayfam Yap     RSS' e Kayıt Ol
 
  Türkiye'nin en iyi F1 Portaline Hoşgeldiniz!    Üye iseniz kendinizi sisteme tanıtın
 
 


06.07.2008 - 15:00

ÖZEL İÇERİK  
    Özel Dosya

F1 Lastikleri – Bölüm II
 
  Özel Dosya

F1 Lastikleri – Bölüm I
   
    Haber Analiz

Pistlerdeki "Ayaklı Canlılar"
 
  Özel Dosya

F1'den Kopan Takımlar
   
KOKPİT  
   

Poyraz Savcı

Hamilton ve "Çaylaklık"

 
  Orkun Özener

Yeni Bir GP2
   
ANKET  
  Fransa GP'sinde sizce yarışın adamı kimdi?

F. Massa
J. Trulli
H. Kovalainen
K. Raikkonen
Nelson Piquet Jr
Bir başkası
 
 
   Sonuçlar
 
 
Birinci Sayfa  
Formula 1 Forumları  
Haberler  
Özel İçerik  
Yarış Sonuçları  
Puan Durumu  
Takımlar / Pilotlar  
2008 Sezonu  
Pistler  
Geçen Sezon  
F1 Sözlük  
Linkler  
Download  
Künye / İletişim  
GP2: İkinci Yarışta Zafer Conway'in Oldu  
GP2: Monako'da İlk Yarışı Senna Kazandı  
GP2: Olaylı 2. Yarışı Grosjean Kazandı  
GP2: İstanbul'da İlk Yarış Pantano’nun  
FORUMLARDAN
ByEnjoyment
"f1 kimi" ben alonsoyu tutuyorum ama orda massayı tutuyorum demedim..massa raikkonenden daha ii dedi (...)
F1 Takımları
Café PadokF1
F1 Pilotları
Seri İlanlar
Moto GP
Unutulmaz Anlar

Panis’in Unutamadığı Gün: 19 Mayıs 1996, Monako

29.05.2003

Panis’in Unutamadığı Gün: 19 Mayıs 1996, Monako


HTMLCONTENT


Her Formula 1 pilotunun hayalini kurduğu, kariyerinde bir kez olsun kazanmayı arzu ettiği Monako Grand Prix’sinin, gerek padok ve pit alanı, gerekse pisti oluşturan şehir yollarının çok dar olmasına karşın sporda son derece anlamlı bir yeri vardır. Bu tarihi yarışı kazanmak tüm Formula 1 pilotları için bir onurdur.

Monako’da hemen her pilotun acı veya tatlı bir anısı bulunmaktadır. En son acı örnek ise; David Coulthard’ın 2001’de yapılan GP’de yaklaşık 45 tur boyunca yaşadıklarıdır. Otomobillerin birbirlerini geçmesinin çok zor olduğu Monako’da, Arrows Pilotu Enrique Bernoldi’nin yavaş bir tempoda seyreden otomobilinin arkasından bir türlü kurtulamayan Coulthard, belki de zafere ulaşabileceği yarışı ancak 5’inci bitirebilmişti. Monako’nun tatlı anılarını yaşayan pilotlar da Formula 1 tarihinde yerini almıştır. Efsanevi Brezilyalı Ayrton Senna tam 6 kez kazanarak, bu pistte en fazla zafere ulaşan isim unvanını elde etmiştir. 1996 sezonunda, yarış öncesi hayalinden bile geçirmediği ve kariyeri boyunca kesinlikle unutamayacağı bir şekilde zafere ulaşan isim de Fransız Olivier Panis’tir.

Panis için “unutulmaz” yarışın ayrıntılarına geçmeden önce bazı kısa notlara değinelim. Monako Grand Prix’si Fransız asıllı pilotlara nedense hep ters gelmiştir. Resmi olarak 1950’de başlayan Formula 1 Dünya Şampiyonasının ünlü Monako etabında, talihlerini zorlayabilen sadece 5 Fransız zafere ulaşabilmiştir. 1955 ve 1958’de Maurice Trintignant; 1972’de Jean-Pierre Beltoise; 1978’de Patrick Depallier; 1984, 1985, 1986 ve 1988’de Alain Prost ve 1996’da Olivier Panis. Yine bu elit grup içersinde Monako dışında zafere ulaşan sadece 2 isim yer alıyor: Depailler ve Prost. Bir başka not ise; Panis’in 1995 Kanada GP’sinde geçirdiği feci kaza sonucu uzun bir süre pistlere dönememesidir.

19 Mayıs 1996 Pazar günü yapılan yarış, son derece ıslak ve karanlık bir havada başlıyordu. Olasılıkların, olağanüstü bir yön aldığı yarışı Panis, 2 saatlik sürede tamamlıyor ve finiş çizgisini geçebilen 4 pilotun önünde yer alıyordu. Zaten bu 4 pilotun 3’ü podyuma çıkıyordu. 21 pilotun start aldığı yarışı tamamlayabilen diğer isimler ise; 2’inci Coulthard, 3’üncü Herbert ve 4’üncü Frentzen’di. Verstappen dışında tüm otomobiller ıslak zemin lastiği kullanıyordu.



Ferrari Pilotu Michael Schumacher’in Pole Pozisyonunda başladığı yarışta Panis, Mugen-Honda motoru taşıyan Ligier Takımında görevliydi. Sabah yapılan Isınma Turlarında Hakkinen, Schumacher, Coulthard, Hill ve Alesi gibi büyük isimlerin önünde, en hızlı tur zamanını yapıyor, ancak bu, kimsenin dikkatini bile çekmiyordu. Doğrusunu söylemek gerekirse, Formula 1 liginin o sezon, diplerinde yer alan takımı Ligier’nin Fransız Pilotundan kimse böylesine bir zafer beklemiyordu. Ama o gün tüm olasılıklar ortadan kalkmış, herşey ters yüz olmuştu sanki. Yarışın başlamasından önce yağan yağmur pisti sırılsıklam yapmıştı. Böylesine bir zeminde, Grid’in önünde start alan Ferrari’nin yeni pilotu Michael Schumacher, daha ilk turda kayarak yarışa veda ediyordu. İlk turda Schumacher dışında, kaygan zeminde kaza yapan Minardi Pilotu Pedro Lamy ile, spin atan diğer Minardi Pilotu Fisichella, Footwork’ten Verstappen ve Jordan’dan Barrichello da pit alanına dönüyorladı. Böylece Panis 12’inci sıraya yükseliyor, ama pistte bulunan diğerleri için kabus daha yeni başlıyordu...

Monako gibi zorlu bir pistte, kaygan zemin nedeniyle yavaşlayan otomobilleri birer birer sollamaya başlayan Panis, önce Martin Brundle’ı, daha sonra Johnny Herbert ve Mika Hakkinen’i geçiyordu. Bu arada yarışın 2, 3 ve 5’inci turları da eksilmelere yol açıyor, önce spin atan Ukyo Katayama (Tyrell) ile Ricardo Rosset (Footwork), sonra da transmisyon arızası nedeniyle Panis’in takım arkadaşı Pedro Diniz piste veda ediyorlardı. 9’uncu turda da vites kutusundaki arzıdan dolayı Gerhard Berger (Benetton) pite dönüyor, kırılan ön kanadını değiştirmek için pite giren Heinz-Harald Frentzen’in de geriye düşmesi sonucu Panis’in kaderi de yavaş yavaş çiziliyordu. Fransız Pilot şimdi 7’inci sıraya yükselmişti. Pistte kalanlar arasında ilk pit molası alan da Panis oluyor ve 27’inci turda mükemmel bir zamanlama ile kuru zemin (slick) lastiklerine dönüyordu. Diğerleri bu değişiklik için gecikince, kurumaya başlayan pistte slick lastikleriyle hızlanan Panis, David Coulthard, Jacques Villeneuve ve Mika Salo’yu da arkasına alıyor ve 30’uncu turda kendisini bir anda 4’üncü sırada buluyordu. 31, 32 ve 33’üncü turlarda ise peşpeşe En hızlı Tur Zamanlarına imza atıyordu. Yarışın bu bölümünü Panis daha sonra şöyle anlatıyordu: “Belki herşey tamamen bir şanstı, ama ben ilk 10 arasına girdiğim andan itibaren otomobili çok zorladım. Çok ünlü ve yetenekli 5-6 pilotu Monako gibi bir pistte geçmeyi başardım. Otomobilim de hem ıslak, hem de kuru zeminde mükemmel bir performans yakalamıştı.”

35’inci turda Eddie Irvine’ın Ferrari’sini Löews virajında sıkıştıran Panis, artık 3’üncü sıraya yükselmişti. Olaylar öylesine ilginç bir tempo yakalamıştı ki, yarışın lideri Damon Hill’in motoru 40’ıncı turda Tünel’den çıkışta patlıyordu. 2’inci sıraya çıkan Panis bu arada yine peşpeşe En Hızlı Tur Zamanlarını yapıyordu. Şimdi önünde sadece Jean Alesi kalmıştı. İki Fransız peşpeşe, kimsenin yarış öncesi aklından bile geçmeyecek bir sıralamada, Monako’da tur atıyordu. Derken ilginç yarışın 60’ıncı turunda bu kez Alesi, kırık bir süspansiyon nedeniyle pite giriyor ve yarış onun için de sona eriyordu. 19 Mayıs 1996 Pazar günü Monako’da tüm olasılıklara karşın Panis kendisini kalan 8 otomobilin en önünde, yarışın lideri olarak buluyordu. Kendisi için artık otomobilini sağlam bir şekilde finiş çizgisine götürmek kalıyordu.



Yarışın başlarındaki o doğa üstü koşullar, normal tur sayısı yerine 2 saatlik sürenin devreye gireceği anlamını taşıyordu. Böylece 60’ıncı turdan itibaren artık “zamana karşı” bir mücadele başlamıştı. Panis dikiz aynasında Coulthard’ın McLaren’ini görmeye başladığında tek düşüncesi yakıtının yeterli olup olmayacağıydı. Daha sonra o anı tekrar yaşadığında Panis; “Garaj ekibi bana sürekli olarak yavaşlamamı söylüyordu. Çünkü yakıtım tükenmek üzereydi. David arkamdan giderek yaklaşıyor, ben de daha tükenmediğimi kanıtlarcasına, sürekli gaza basarak karşılık veriyordum. Bu yarış ile ilgili hafızamdan yaşamım boyunca çıkmayacak olan tek nokta, yarışın son turuydu. 2 saat dolduğunda yarış sona erecekti, artık bu belliydi. Liman bölümünü geçerken tüm izleyicilerin ayağa kalktığını görmeme rağmen, en az 2 tur daha kaldığını düşünüyordum. Yarış bitmemişti ama neden ayağa kalkmışlardı diye olasılıkları hesaplarken bir anda önümde damalı bayrağın, hem de bana sallandığını gördüm. Gerisini anımsamam olası değil...” diyordu.

70’inci turda yağmur tekrar başlıyordu. Bu arada Villeneuve (66’ıncı tur), Irvine (68’inci tur), Hakkinen ve Salo’da (70’inci tur) kaza sonucu yarışa veda eden diğer pilotlardı. Yarışın 2’incisi Coulthard, Panis’in 4.828, 3’üncü Herbert ise 37.503 saniye gerisinden çizgiyi geçiyordu. Fazladan bir pit molası almak zorunda kalan Frentzen de 1 tur geriden 4’üncülüğü alıyordu.



Podyumda Monako Prensi Rainier’den kupasını alırken Panis tam anlamıyla bir düşler ülkesindeydi ve kesinlikle uyanmak istemiyordu. Yüzünden bu okunuyordu. O gün tribünlerde ve pist kenarındaki binalarda yarışı izleyenler gibi Panis de, şansın kendisine böylesine güleceğine inanmıyordu. Zafer turunu atarken, nereden ele geçirdiği anlaşılamayan dev bir Fransız bayrağını sallıyordu sevinçten. Panis’in Formula 1 kariyerinde unutulmaz bir anı olarak yer alan 1996 Monako Grand Prix’si hakkındaki son sözleri yine kendisinden dinliyoruz:

“Yavaş bir tempoda ve muhteşem bir keyifle zafer turumu atarken, Gazino virajında kenardan birisi bana o dev bayrağı uzattı. Yavaşladım ve aldım. İnanılmaz bir olay yaşıyordum ve Grid’e gelip otomobili durdurdum ve çıktım. Garaj ekibi otomobili çalıştıramamış, çünkü yakıt tamamen bitmişti. Bu zafer benim, takımım ve Fransa için çok değerliydi.”























































































































































































1996 Monaco Grand Prix’si

19 Mayıs 1996 - 75 Tur – 3.328 Km. - 249.600 Km. – Kapalı ve yoğun yağışlı
Poz No Pilot Takım/Motor Süre/Fark Neden































Tur Liderleri
Pilot Tur

















































1996 Monaco Grand Prix’si Başlama
Sırası (Grid)
Sıra Pilot Takım Süre


Diğer Unutulmaz Anlar
F1 Lastikleri – Bölüm II

17.06.2008
F1 Lastikleri – Bölüm I

17.06.2008
Pistlerdeki "Ayaklı Canlılar"

15.05.2008
 
F1'den Kopan Takımlar

08.05.2008
Seks Skandalinin Analizi

01.04.2008
Force India F1 Lansman Albümü

08.02.2008
 

a <Young New Media> Creation   Powered by DirectIQ